Açın telefon rehberinizi, eminim gözünüze çarpacaktır: Yıllardır bir kere bile aranmamış, mesaj atılmamış isimler. Eski sınıf arkadaşları, bir projede çalıştığınız biri, hatta "Ali Taksi" gibi unutulmuş numaralar... Silmek o kadar kolay ki, bir dokunuşla gidiyorlar ama yine de duruyorlar orada. Benim rehberimde bile 500’den fazla kişi var ama düzenli konuştuklarım 20-30’u geçmez. Peki neden silmiyoruz bu "hayalet" kişileri?
"Bir gün lazım olur" düşüncesi
Hayat bu, belli mi olur? Belki o eski iş arkadaşına bir tavsiye için ulaşman gerekecek, belki bir grupta ortak tanıdık çıkacak. "Silersem pişman olurum" korkusu ağır basıyor. Özellikle Türkiye'de "torpil" kültürü de var; bir numara bir kapı açabilir diye düşünüyoruz.
Anı ve nostalji bağlantısı
O isimler bir dönemi temsil ediyor. Lise arkadaşının numarası silinirse, sanki o yılları da biraz silmiş gibi hissediyoruz. "Ayşe - Matematik Özel Dersi" diye kayıtlı biri bile gülümsetiyor bazen. Geçmişi tamamen koparmak istemiyoruz, rehber de bunun bir parçası oluyor.
Karar verememe ve erteleme
Rehberi temizlemek başlı başına bir iş. Kimini sil, kimini tut, belki isim değiştirmek lazım... "Sonra yaparım" deyip geçiyoruz. Bir baktık yıllar geçmiş, hâlâ aynı karmaşa. Tembellik mi, mükemmeliyetçilik mi, belli değil.
Dijital birikim alışkanlığı
Sosyal medya gibi rehber de "biriktirme" alanı oldu. Eskiden telefon defteri küçük diye mecburen temiz tutardık, şimdi sınırsız yer var. Silmek yerine "gözden uzak" bırakıyoruz. Arada kaybolup gidiyorlar zaten.
Sonuçta rehberimiz biraz da hayatımızın arşivi gibi. Silmek, bir parçamızı temizlemek gibi geliyor. Ama kabul edelim, çoğu zaman gereksiz yük taşıyoruz.
Sizin rehberinizde en eski "hayalet" numara kime ait? Kaç yıldır aranmamış biri var? Yorumlara yazın, en uzun süreyi tutana tebrik çakalım!
